“Bu saate kadar uyuyan nasıl gelin olur?” diye söyleniyordu.
“Daha yeni evlendi, şimdiden tembelleşti…”
Battaniyeyi çekip kaldırdı.
Ve o anda dünya durdu.Yatağın üzerindeki beyaz çarşaflar koyu kırmızıya bulanmıştı.
Kadının elindeki sopa yere düştü.
“Allah’ım… bu da ne?” diye titreyen bir sesle fısıldadı.Elif baygın halde yatıyordu.
Yüzü bembeyazdı. Dudakları kurumuş ve çatlamıştı. Oda serin olmasına rağmen alnında ter damlacıkları vardı. Nefesi çok zayıftı — neredeyse hissedilmiyordu.
“Elif! Uyan!” diye onu sarsmaya başladı Fatma Hanım.
Hiçbir tepki yoktu.
Yatağın köşesinde boş ilaç ambalajları duruyordu.
Kadının kalbi hızla çarpmaya başladı.
Elif’in nabzını kontrol etti.
Çok zayıftı.
Bir anda bağırdı:
“Ahmet! Çabuk buraya gel!”