20 yaşındayken babam yeniden evlendi.

Yeni eşi Melis, neredeyse benimle yaşıttı
Annem vefat bir yıl sonra, henüz 20 yıl boyunca babamın yeniden evlenmesiyle hayatım farklı bir yöne savruldu. Yeni eşi Melis, neredeyse benimle yaşıttı. Başta bunun tuhaflığını kabullenmeye çalışmak ama asıl zor olan yaş farkı değil, onun bana karşı tavrıydı. Daha ilk günden itibaren beni bir üvey evlat değil de rakip gibi gördü. İşimle, maaşımla, mevcut bekar olmamla ilgili imalı cümleler kuruyor, “Zaman hızlı geçiyor tatlım” diyerek uygulamalarılı ama küçümseyici bakışlar atıyordu.

Hamile olduğu öğrenilen gün babasının gözleri parladı. O gün sonra evin dengesi tamamen değişti. Melis adeta cam fanusa konmuş gibiydi. Yorulmasın diye hiçbir şey elini sürmüyor, “Doktor stres yasak dedi” bahanesiyle tüm sorumluluklar bana devrediliyordu. Önce küçük işlerdi: davetiyeleri kayıtları, makarnacıyla görüşmek… Sonra liste büyüdü. Evi temizlemek, yemeği organize etmek, değişmek, masa düzenini belirlemek, kristal bardakları tek parlatmak. Bebek partisi için lüks salonu baştan sona ben hazırladım.

Parti günü geldiğinde salon gerçekten göz kamaştırıyordu. Pastel tonlarda balon kemerleri, altın yaldızlı masa kartları, zarif çiçek aranjmanları… Misafirler içeri girdiklerinde hayranlıkla etrafa bakıyorlardı. Melis ise elini karnına koymuş, tedavili elbisesi içinde poz veriyor ve “Gecelerdir uğraştım” diyerek övgüleri topluyordu. Ben arka plan tepsileri doluyor, dökülen içecekler dökülüyor, boş tabakları toplanıyordum.

Saatler sonra hediye açma faslı başladı. O nihayet sandalyeye oturabildim. Melis'in büyük bir töreni havasıyla, hazırladığı pahalı hediye listesinden gelen kap açıyordu. Onbinlerce liralık bebek arabaları, akıllı beşikler, marka kıyafetleri… Her pakette gözleri biraz daha parlıyor, gelen hediyenin fiyatını ima eden yorumlar yapıyordu.

Sıra benim hediyeme ulaştığında hafif bir heyecan vardı. Haftalarca maaşımdan artırdığım parayla, gerçekten işe yarayacak oluşan oluşan bir sepet hazırladım: bebek bezleri, ince mendiller, doğal içerikli losyonlar, kendi diktiğim birkaç gaz bezi ve küçük bir alışveriş çeki. Gösterişli değildi ama samimiydi.

Melis'in çantasını kaldırdı, içini böylece bir karıştırdı ve dudaklarını büzdü. "Şey... ama biraz basit olmuş. Sanırım bazı insanların bir gerçekten de karşılığındaki satışları pek bilinmiyor." dedi. Salondan birkaç yapmacık kıkırdama yükseldi. Yüzüm ateş gibi yandı. O an yer yarılsa da içine girsem diye düşündüm.

Tam o sırada keskin bir boğaz temizleme sesi duyuldu.

Dedem… 72 yaşında, uzun süreli okul müdürlüğü yapmış, disiplinli ama adaletli bir adam. Tüm gün boyunca köşelerde bulunur. Bastonuna bağlı olarak ortaya çıkıyor. Salonda bir gizlilik.

"Melis" dedi sakin ama tok bir sesle, "bu genç kız sabahtan beri bir dakika bile oturmadı. Bu salon o hazırlandı. Misafirlere o hizmet etti. Sen ise tüm emeğine sahiplenip şimdi de onun hediyesini küçümsüyorsun."

Melis'in çevresiki ifade dondu. Babamın arasına girmek ister gibi kıpırdandı ama dedem elini hafifçe değiştirmeye devam etti devamı için sonrki syfaya geçtinz.

Reklamlar